Subemiz, Prof. Dr. Mümtaz’er Türköne ve Yazar Metin Karabasoglu’nun konusmaci olarak katildigi bir konferans düzenledi.
Çocukluk yillarini Diyarbakir’da geçirdigini ve bir asker çocugu oldugunu belirterek konusmasina baslayan Mümtaz’er Türköne, “Türkiye’de herkesin bir problemi vardir. Bu problem Türk, Kürt, Sünni, Alevi problemi degildir. Problem, insanlari koyun gibi gütmek sorunudur” dedi.
Türk Silahli Kuvvetleri’nin tüm ihtiyaçlarinin halkin vergileriyle karsilandigini, buna ragmen ‘3. Ordu’nun bir numarasi’nin ifade vermeye gitmedigini ifade eden Türköne, sözlerini söyle sürdürdü:
“Bu ülkede böyle bir düzen kurulmus ve ‘ben yönetecegim’ sorunu hala devam etmektedir. Türkiye’nin silahlarin, zorbalarin gölgesi altinda olan bir ülke olmasini istemiyoruz. Türkiye’deki laiklik ve yönetim sorunu da bundan kaynaklanmaktadir. Bu insanlar laikligin tehlikede oldugunu söyleyerek farkli eylemler yapmaktadirlar. Insanlari gerici olarak nitelendirerek, kizlarin basörtülü olarak üniversiteye gitmelerine ve çalismalarina engel olmaktadirlar.”
12 Eylül darbesini yapanlarin, Türkçe disinda kalan bütün dillerin konusulmasini yasaklamak için kanun çikardiklarini anlatan Türköne, “Bu kanun, insanlarin kendi dilleriyle düsünmelerini, rüya görmelerini dahi yasakladi. Bunlarin tümü düzeni korumak adina yapiliyor. Düzeni korumak adina Kürtçe konusmak yasaklaniyor, basörtüyle okula gitmek yasaklaniyor. Bunlarin tümü silahlarin gölgesinde yapilmaktadir. Bir ordu komutaninin, terör örgütüyle nitelendirilmesi, hala görevde olmasi ve ifade vermeye gitmemesi halk için bir tehdittir. Anayasa degisikligi paketi ordu komutanini mahkemeye çikaracak mi? Evet, çikaracak. Bundan dolayi anayasa degisikligi paketine destek vermemiz gerekir. Sorunlari tartisirken, ayakkabimizin ayagimizi vurdugu yerden baslamak gerekir. Anayasa degisikligi paketine de buradan baslamak gerekir. Darbe yapmanin sirri, emri veren subayda degil, tetige basacak olan erdedir. Darbeler gücünü bizden, evlatlarimizdan ve halktan almaktadir” seklinde konustu.
“27 Mayis darbesinden beri asker bu ülkeyi yönetmektedir” diyen Türköne, “Kurtulus savasini TBMM verdi. Bu ülkeyi, 1960’tan bu yana askerin içinden çikan çeteler yönetmektedir. Bunlari demokratiklesme ile asabiliriz. Ancak ülkemizde tüm sorunlari tartisacak ve konusacak bir zemin hala olusturulmamistir. Hiç kimse, kimseyi irkindan cinsiyetinden, inancindan dolayi asagilayamaz. Sizin köyünüzün adini, sorun çözmek için degil, sorun çikarmak için degistirmislerdir. Bu sorun Istanbul için de geçerlidir” degerlendirmesinde bulundu.
Yazar Metin Karabasoglu ise, bugün konusulan sorunlarin herkesi ilgilendirdigini dile getirerek, söyle konustu:
“Sehirler tek yapi ve tek kapi olarak görülmemelidir. Bizler çatisma dili yerine, baris dilini kullanmaliyiz. Anayasa degisikligi paketini de bu anlamda degerlendirmek gerekir. Herkes, baskasinin sorununu kendi sorunu olarak görürse, sorunlar çözülecektir. Bu pencereden bakildiginda, ‘Kürt sorunu bir Türk sorunudur’ diyebiliriz. Bizler genis düsünmeliyiz. Sinirlarimizi genisletmeliyiz. Benim ülkemin ve kimligimin sinirlari çok genistir. Malezya ve Afganistan dahi benim ülkemin sinirlari içindedir.”