Genel Yetkili Sendika

Üniversiteler Hür Tefekkürün Kalesi Olmalidir

Sube Baskanimiz Sevban Yildirim, Sakarya Üniversitesi’nde yapilacak rektörlük seçimi ile ilgili bir açiklama yapti. Yildirim, “Kaza- nanin, bilim, akil ve özgürlük olmasini diliyoruz” dedi.

 

Sevban Yildirim, üniversite denildiginde akla gelen ilk kavramlarin, özgürlük ve bilim oldugunu ifade ederek, “Türkiye, üniversite tarihi bu kavramlar zaviyesinden maalesef aydinlik bir maziye sahip degildir” seklinde konustu.

 

Yildirim, sözlerini söyle sürdürdü: “1933 yilinda Darülfünun’un Istanbul Üniversitesi olarak adinin degismesiyle baslayan üniversite hikâyemizde özgürlük ve bilim adina evrensel ortak aklin, degerlerin sözcülügünü yapanlar üniversitelerimizde, varlik sebebi olan düsüncelerini ifade etme ve yasama hakkini bulamamistir. Üniversiteler, hür tefekkürün kalesi olamamis, rektörler özgürlügün, bilimin önünü açmak yerine, özgürlügün ve inancin bir ifadesi olan basörtüsünü açmakla mesgul olmuslardir. Çünkü bu ülkede üniversiteler bilimin üretildigi merkezler olmamistir. Aksine üniversiteler baskinin, statükonun, dogmatizmin, ideolojik saplantilarin temsilciligini ve üretimini üstlenmislerdir. Hâlbuki üniversiteler, birakin bilimi ve özgürlügü sadece yasatmayi, bunlari yeniden gelistirmeyi, üretmeyi, topluma yasam olarak sunmayi varlik sebebi olarak görmelidir.”

 

Üniversitenin, içinde yasadigi toplumun idealcisi olmasi gerektigini kaydeden Yildirim, sunlari söyledi: “Toplumun tarimda ve sanayideki üretim tarzindan, pazarindaki tüketimine, belediyecilik anlayisindan eglence kültürüne kadar kisaca sosyal, kültürel ve ekonomik tüm olgularinda üniversitenin izine rastlanmalidir. Hak ve özgürlükleri içsellestirmis, aklin rehberligine inanmis bir toplumsal zihniyet olusumuna katki yapmak yerine maalesef üniversiteler hak ve özgürlükleri elinden alinan magdurlar olusturmus, özellikle basörtülü kardeslerimizin yüreklerini çizik çizik etmistir. Akademik nosyon, bilim ve akil üniversitelerde geçer akçe olmamis, yandaslik, ideolojik taassup, sendikal aidiyet, kadrolasmada ve akademik unvan almada kriter olmustur. Milletin degerlerine sirtini dönen, inançlariyla barisik olmayan, fildisi kulelerinden ahkâm kesip milletini küçümseyen üniversiteler ve akademik kadrolar bu milletin idealcisi olamamislardir ve olamazlar da.”

 

Sakarya Üniversitesi’nin de, söz konusu genel fotograftan bir kare oldugunu belirten Sevban Yildirim, “Sakarya Üniversitesi, Sakarya halkinin kurumsal anlamda idealcisi olmamis ya da olamamistir. Sakarya’ya yüzünü dönmeyen, Esentepe’den asagiya müstehzi bakisla bakan üniversite, 28 Subat’in, basörtüsü zulmünün, kadro kiyiminin, statükonun idealcisi gibi davranmistir. Halkin iradesini, degerlerini, özgürlügünü hiçe sayip bulunduklari kuleden zafer isareti yapanlarin, milletin iradesiyle etki ve yetkilerini kaybettikleri, dahasi hesap verdikleri günleri yasiyoruz. Ayni dönüsümün Sakarya Üniversitesi için de gerçeklesmesini temenni ediyoruz” degerlendirmesinde bulundu.

 

Üniversitede yapilacak rektörlük seçiminde kazananin, bilim, akil ve özgürlük olmasini dileyen Yildirim, “Bu seçimle Sakarya Üniversitesi, umuyoruz ki, demokratiklesmenin, özgürlügün idealcisi olur; halkin degerleriyle bütünlesir, sehrin aynasi olur. Artik milletin iradesine ve degerlerine karsi yürüyen ‘Ordu Göreve’ pankarti tasiyan ‘Rektörler’ istemiyoruz” diye konustu.