Genel Yetkili Sendika

Tahsildarlik Ögretmenleri Yipratiyor

Sube Baskanimiz Ali Yalçin, ögretmenlerin okullarda bagis adi altinda tahsildarlik yapmak zorunda kalmasina tepki gösterdi.

 

Anayasa’nin ‘Egitim Ögretim Hakki’ ile ilgili 42. maddesinde, “Ilkögretim kiz ve erkek bütün vatandaslar için zorunludur ve devlet okullarinda parasizdir” denildigine dikkat çeken Yalçin, “Ayni maddede, ‘Egitim ve ögretim kurumlarinda sadece egitim, ögretim arastirma ve inceleme ile ilgili faaliyetler yürütülür…’ denmektedir. Hâlbuki okullarda tahsildarlik yapilmaktadir ve okullar devletin gelir kapisi haline getirilmistir” dedi.

 

Okullarda, kayit parasi (Istege bagli zorunlu bagis), perde parasi, sira parasi, fotokopi parasi, hizmetli personel gideri parasi, temizlik malzemesi parasi, fotograf parasi, spor kolu parasi, fitre ve zekat parasi, arma parasi gibi bir yigin kalemde para toplandigini kaydeden Yalçin, “Okul Aile birlikleri ve okul yönetimleri her gün veliden gürültü çikarmadan nasil para toplanir sorusunun cevabini aramaktadir. Okullarin çogunlugunda Okul Aile birlikleri birer formalitedir. Görev alacak insan bulunamamakta ve görev alanlara da ne çikari var ki diye bakilmaktadir. Para, okul yönetimleri ve ögretmenler tarafindan toplanmakta ve Aile Birligi yöneticilerine imza attirilarak formaliteler tamamlanmaktadir” seklinde konustu.

 

Okullara devletin ödenek göndermemesinin sikintisini en fazla ögretmenlerin çektigini vurgulayan Ali Yalçin, sunlari söyledi: “Ögretmenler okullarda çesitli adlarda toplanan paralarin tahsildari konumuna düsmüslerdir. Siniflarda ellerindeki listelerle para toplamak zorunda kalan ögretmenler bir nevi buna mecbur kalmaktadirlar. Yeteri miktarda hizmetli bulunmayan okullarda ücretle çalisan temizlikçi ve personelin parasini okul müdürlükleri bir sekilde bulmak mecburiyetindedir. Kadrolu Yardimci Hizmetli bulunmayan okullarin sayisi bulunanlardan daha fazladir. Ayrica okullar çalistirdiklari her personelin sigortasini yapmak ve primlerini de yatirmak zorundadir. Okullarin büyüklüklerine göre aylik ortalama 4-10 bin TL masraflari vardir. Bu para veliden bir sekilde çikarilmak zorundadir. Önceki yillarda, 612 okul müdürü hakkinda, çalistirdiklari personelin sigorta primlerini yatirmamaktan dolayi ceza takibi baslatilmis, icraya verilen 110 okul müdürü karsi dava açmis ve 11’i davayi kazanmistir. Ögretmenlerin ve okul idarelerinin tahsildar duruma düsürülmesi, ögretmen-ögrenci-veli arasini açmakta ve egitim-ögretimin duygusal boyutuna zarar vermektedir. Okul Veli Toplantisi denildiginde, veliler ‘para toplanacak’ seklinde algilamaktadir. Bu durum, ögrenci ve veliyi ama en çok da ögretmeni rahatsiz etmektedir.”

Devletin okullarin kaynak problemini çözmemesinin ve bu sorunun okul idareleri tarafindan çözülmek zorunda birakilmasinin, bazi okul yöneticilerinin parasal konularda kirlenmesinin toplumda ögretmene olan güveni azalttigina dikkat çeken Yalçin, sözlerini söyle tamamladi:

“Hükümet, egitime ayrilan paranin diger bakanliklara ayrilan paradan daha fazla oldugunu her firsatta söylemektedir. Bütçeden en fazla payi almayi okullar hiçbir zaman hissedemediler. Milli Egitim Bakanligi, ögrenci basina birim fiyat belirlemeli ve okullara ögrenci oraninda kaynak olarak göndermelidir. Yoksa egitim hakkinin parasiz oldugu fakat her türlü ad altinda para toplanan bu çarpik düzen gelecegimizi tehdit etmektedir. Kayit dönemlerini iskalayan okullarin dönem içinde halleri gerçekten perisandir. Okullar bir sekilde para toplamak zorundadirlar. Yoksa devletin kaynak ayirmadigi okulu ayakta tutmanin baska yolu yoktur. Yasanan çarpikliktan ögretmenler sikâyetçiler. Egitimciler tahsildarlik degil, ögretmenlik yapmak istiyor.”