Şube Başkanımız Yunus Özdemir, kamu alanı, serbest alan diye bir ayrımın yapılmasının abesle iştigal olduğunu belirterek, “Bu garabet, bu çağdışı uygulama bitsin. Nerede, nasıl, hangi şartlar altında olursa olsun, okuyan bir kızımız yahut çalışan bir hanım kardeşimiz okulda, sınıfta yahut yemekhanede başını örtebilme özgürlüğüne ve iradesine sahip olmalıdır. Bu en temel insani haktan kadınlarımızı mahrum bırakmak ülkemiz için hala bir ayıp olarak durmaya devam etmektedir. Bu yasağın ortadan kalkması, derhal, hemen şimdi kalkması için yetkililer, ilgililer, bakanlık, başbakanlık, hükümet, meclis derhal adım atmalı ve bir daha bu konular konuşulmamak üzere sonuçlandırılmalıdır” dedi.
Geçici birtakım iyileşmelerle konunun çözülemeyeceğini kaydeden Özdemir, şunları söyledi: “Şu anda binlerce çalışan kadınımız ve okuyan öğrencimiz gözünü hükümete ve meclise dikmiş, beklemektedir. ‘Birisi örter, birisi açarsa ayrımcılık olur’ sığlığından uzak bir şekilde sorun halledilmeli ve kadınlar örtüleri üzerinden dindarlık testine tabi tutulmaktan uzaklaştırılmalı, okul kapısında yahut başka bir kamusal alan safsatasında ‘açık’, dışarıda ‘kapalı’ olma bölünmüşlüğünden, kimlik dejenerasyonundan kurtarılmalıdır. Böylece fen lisesinde olduğu gibi, idarenin bütün olumlu tavırlarına rağmen, başarılı bir öğrencinin okul değiştirmesine ve hatta ailesinin çocuklarının psikolojik bütünlüğü için Karaman’ı terk etmesine kadar varan ve maalesef adı eğitmen olan birileri de ‘ben sadece tutanak tuttum’ masumiyetine sığınmamış olur. Okula yeni başlamış olan bir çocuğumuzun/kızımızın okulda veya yemekhanede ‘sakıncalı’, ‘provokatör’, ‘uyumsuz’ muamelesi görmesinin önüne geçilmiş olur. Evet, yönetmelikler ne kadar değişirse değişsin ‘siz bu ülkeye zararsınız, ayrıca da beyinsizsiniz’ diyen akıl fukarası denetmenler, okul müdürü kılığında çatık kaşlarıyla ‘giriş kapısında açacaksınız’ diyen despot idareciler, ‘yönetmeliğe uygun olarak uyarıp tutanak tuttum’ diyen tutanakçı, yasakçı, hazımsız zihniyet bu tavrından vazgeçmeyecek, kendi ‘derin’ camialarında ‘1 numara’ olma hamlelerinden uzak durmayacaklardır. Ama er ya da geç kendileri de sözde havariliğini yaptıkları ‘hak, emek, eşitlik, özgürlük’ kavramlarına alışacaklar ve bu halkın vazgeçilemez değerlerine saygı duymayı öğrenecekler, eğitimci kimliğini layıkıyla taşır hale geleceklerdir.”
“Başörtülü eş konusu çözüldü ama başörtülü çalışan sorunu bütün ağırlığıyla, özellikle okullarda durmaya devam ediyor” diyen Özdemir, “Evet, başörtüsü yasağı öğrencisiyle, öğretmeniyle ve diğer bütün kurum çalışanıyla bitsin artık. Biz artık bu konuyu konuşmak istemiyoruz” şeklinde konuştu.