Şube Başkanımız Emin Engin, okul aidatı olarak toplanan bağışlarla ilgili kamuoyunda oluşturulmaya çalışılan yanlış anlaşılmaların önlenmesi için, okulların içinde bulunduğu sorunlara bakmak gerektiğini ifade ederek, “Problemi sadece bir cepheden bakarak teşhis etmeye çalışmak, yanlış teşhise ve dolayısıyla da yanlış tedavi yöntemlerine yönlendirecektir” dedi.
Aidat ve bağış konusuyla ilgili bir açıklama yapan Engin, devletin okullara bir bütçe ayırmadığını, MEB’in kendi koyduğu yönetmelik gereği okulların velilerden bağış alarak ya da benzeri yollarla okullara para girişi sağlayarak kendi ihtiyacını gidermeye çalıştığını belirterek, “Okullar kendi personelini kendi çalıştırır. Çünkü devletin, okulların temizlik, güvenlik, bakım, onarım gibi ihtiyaçlarını gidermek üzere görevlendirdiği personeli de yoktur. Devlette kadrolu olarak çalışan hizmetli sayısı yüzde 1’i geçmez. Ayrıca bakanlık, bu işlerin görülmesi ve kırtasiye için gerekli malzemeyi, araç gereci de göndermez” şeklinde konuştu.
Aidatı ve bağışı okul yönetiminin toplamadığını vurgulayan Engin, şöyle devam etti: “Bağışı, MEB’in kendi yayınladığı yönetmeliklerle belirlenmiş ve her okulda kurulması zorunlu olan okul aile birlikleri toplar. Milli Eğitim Bakanlığı Okul-Aile Birliği Yönetmeliği’nin, Birliğin Görev Yetkileri başlıklı 6. maddesinde belirtildiği üzere, ‘Okulun ihtiyaçlarını karşılamak için mal ve hizmet satın almak, bu hizmetlere ilişkin sosyal güvenlik primi, vergi ve benzeri ödemelerin yapılmasını sağlamak; okula yapılan ayni ve nakdî bağışları kabul ederek kayıtlarını tutmak, sosyal, kültürel etkinlikler ve kampanyalar düzenlemek, şartlı bağışları amacına uygun olarak kullanmak.’ Görüldüğü üzere okulun ihtiyaçlarını karşılamak, mal ve hizmet satın almak, SGK primlerini ve vergileri ödemek, ayni ve nakdi bağışları kabul etmek bu yönetmelikle okul aile birliklerine görev olarak verilmiştir.”
MEB’in belirttiği üzere 8 dersliğe 1 personelin şart olduğunu, ayrıca bu personelin koridorları ve tuvaletleri temizlediğinin de unutulmaması gerektiğini kaydeden Engin, “Bir de özellikle büyükşehirlerde yer alan okullarda muhakkak okul kapısında güvenlik görevlisi bulundurulmalıdır. Okullarımızın derslik sayıları göz önünde bulundurulduğunda en az 4, çoğu okulumuzda da 6-7 personele ihtiyaç duyulmaktadır. Araştırıldığı zaman hemen hemen her okulumuzda en az 5-6 personel çalıştığı, SGK kayıtlarından ortaya çıkar. İŞKUR ise bu personelin 1 ya da 2’sinin ücretini karşılar. Diğerlerinin ücreti velilerden alınan bağışla karşılanır. Yine bu personelin SGK primleri ve vergileri velilerden alınan bağışlarla ödenir. Yani devlet, veliden aidat ve bağış almayı bir anlamda zorunlu tuttuğu gibi, ayrıca bu bağışlarının vergisini ve primlerini de almaktadır. Bütün kayıtlar SGK’da ve vergi dairelerinde mevcuttur” diye konuştu.
Bağışların okul aile birliği tarafından velilere duyurulduğunu ve velilerin okul adına herhangi bir bankada açılmış hesap numarasına ücretleri yatırdığını ifade eden Emin Engin, şöyle konuştu: “Harcamalar noter tasdikli karar defterinde alınan kararlarla yapılır. Yine yönetmeliklerle belirlenmiş özel yetkili kişiler tarafından para çekilir ve görevli komisyonlar vasıtasıyla harcamalar yapılır. Yapılan harcamalar yine noter tasdikli işletme defterine kaydedilir. Bu defterler ve tüm doküman belirli aralıklarla müfettişler tarafından teftiş olunur. Ayrıca okula giren her gelir ve çıkan her gider Sayıştay tarafından interaktif bir şekilde sürekli denetime tabi olan TEFBİS sistemine girilir. Görüldüğü üzere veliden aidat adı altında bağış toplamak tamamen yasal ve hatta neredeyse zorunludur. Yukarıda saydığımız bütün işlemler kanun, yasa ve yönetmeliğe tabii standart işlemlerdir. Peki bu yasa ve yönetmelikleri hazırlayanların bağışları ve aidatları kanun ve nizam dışı imiş gibi göstermeye çalışarak, popülist bir yaklaşımla okul yöneticilerini köşeye sıkıştırmaya çalışmaları bir çelişki değil midir? Bu sorunun cevabı bizde değil, bu konuyla ilgili çıkıp acelece açıklamalar yapanlardadır. Okul müdürlerini velilere karşı ‘keyfi olarak para topluyorlarmış gibi’ lanse etmekten vazgeçilmelidir. Bütün bu işlemler idarecilerin isteği değil, bir zorunluluk, ağır bir yüktür. Ayrıca bu işin çözümü kanımızca çok basittir: Okul aile birliklerini kapatınız. Okullara da ihtiyacı olan yaklaşık 80 bin personel ve malzemeyi gönderiniz.”