Şube Başkanımız Mehmet Emin Sofuoğlu, başörtüsü yasağı ile ilgili olarak bir basın açıklaması yaptı. Başörtüsü gerçeğinin kimseden talep edilecek bir hak olmadığını ifade eden Sofuoğlu, “Başörtülü kadın sosyal yaşamda pasifleştirilmiştir. Başörtülü kadınlar kamusal ve siyasal alanda varlık gösterememişler, bir çeşit ‘mahalle baskısıyla’ uzaklaştırılmışlardır” dedi.
Dünyanın gelişmiş olan birçok ülkesinde kızlar başörtüsüyle okuyabiliyorken, Türkiye’de “ikna odalarında” her türlü psikolojik baskıya, tehdide, şantaja maruz kaldıklarını kaydeden Sofuoğlu, şöyle devam etti: “Artık günümüzde başörtülü kızlarımız üniversite kapılarında bekletilmiyor, derslere hatta merkezi sınavlara başörtüsüyle girebiliyorlar. Ancak ‘kamusal alan’ denen, sınırlarının nerede başlayıp nerede bittiği kişiden kişiye değişen bir yer var ki burada başörtüsü mağduriyeti devam ediyor.”
2000’li yıllarda, çağdaşlaşmanın kıyafetle değil, çalışarak, aklını kullanarak, bilimde-fende-sanatta ilerleyerek gerçekleşebileceğini artık üçüncü dünya ülkeleri bile anlamışken, ne yazık ki ülkemizde hala bunun tersinin düşünüldüğünü ve uygulandığını vurgulayan Sofuoğlu, şunları söyledi:
“İlerleme kafanın içindeki beyinle gerçekleştirilir, kafanın dışında örtü olsa da olmasa da gerçekleştirilir. Örtünün varlığı ya da yokluğu beyindeki düşünceyi, aklı değiştirmez. Ayrıca bu ne yaman bir çelişkidir ki, başörtülü bir kadının başını örttüğünü tüm ailesi, akrabaları, bulunduğu muhit, müdürü ya da patronu, mesai arkadaşları, öğretmense öğrencileri biliyor. Ancak bu kadın mesai saatinde başını açmak zorundadır. Bu yasak neyi değiştiriyor? Başörtülü kadının hayata bakışını mı? İşine olan sadakatini mi? Muhatap olduğu insanlara davranışını mı? Hepsine de hayır tabii ki. Başörtülü kadının mesaisini açık başla yapması, bu yasağı koyanların egosunu tatmin etmekten başka bir işe yaramıyor. Peki, başını örtenlerin arkadaşları kendisi gibi sadece başını örtenlerle mi sınırlı? Yine hayır. Bizim insanımız, devletin yukarısındakiler bu konuda kıyameti koparıyor olsa da kardeşçe yaşamayı biliyor. Anadolu’da bu konu yüzünden hiç ayrışma olmadı. Çünkü bazen başını örten bir kadının annesi ya da kızının başı açık olabiliyor, bazen de başını örtmeyen bir kadının annesi ya da kızı başını örtebiliyor. Biz bunu hiç dert etmedik ve etmeyeceğiz. Tüm bunlara rağmen bu yasağı kimler istiyor o zaman? Artık bu sorun gerçekten çözüme kavuşturulmalıdır. Ülke olarak daha rahat, daha özgür, daha gelişmiş, daha demokratik olabilmemiz için yapılması gereken, yasakların ortadan kalkmasıdır. Ancak o zaman çağdaşlaşma adına hedeflerimize daha kolay ulaşabiliriz.”