Şube Başkanımız İbrahim Coşkun, Türkiye’nin, 1982 darbesinin tüm kalıntılarını her Bakanlık düzeyindeki mevzuat ayrıntılarından silmeye çalıştığını, bir kısmı çok başarılı olan bu uygulamaların bir kısmının ise yeni sıkıntıları beraberinde getirdiğini belirterek, şunları söyledi: “Devlet memurları ile ilkokul, ortaokul ve lise düzeyindeki öğrencilerimizin kılık kıyafetlerini düzenleyen kanun ve yönetmeliklerin tek tipçi, militarist zihinlerin kamuya müdahalesi sonucunda oluşturulmuş metinler olduğu herkesçe malumdur. Bu yönüyle bakıldığında, öğrencilerin kılık ve kıyafetine dair yönetmelikle tek tipçiliğe en ağır darbe vurulmuş, zorunlu kıyafet uygulaması kaldırılarak önemli bir adım atılmıştır. Metnin yasaklar kısmındaki bazı ifadelerin açıklığa kavuşturulması kafa karışıklıklarına sebep olsa da, bu belirsizlikler bir genelgeyle rahatlıkla giderilebilir. Mevsim şartlarına uygun olmayan kıyafet, kolsuz gömlek veya tişört giyilemez vb. maddeler ile yırtık elbiseler giyilemezden kastın ne olduğu mevzusu açıklamaya muhtaçtır. Ancak bu yönetmeliğin darbe döneminin metnine aynen sadık kalıp onu tasdikleyen başörtüsü ile ilgili öyle bir maddesi var ki, kabulü, izahı, yorumu mümkün değildir. ‘İmam hatip ortaokulu/liseleri ile diğer okullardaki seçmeli Kur’an-ı Kerim dersleri dışında öğrenciler okul içinde başı açık…’ ifadesi ne yazık ki Türkiye’de korkuların hâlâ zihinleri bulandırdığının bir göstergesidir.”
Hak ve özgürlükler temelinden sendikacılık yapma iddiasında bulunan bir sendikanın yönetmelikle ilgili yaptığı basın açıklamasında, “Okullarda dinsel kıyafetlerin giyilmesini "kıyafet serbestliği" kapsamında değerlendirmek mümkün değildir” cümlesiyle karşı çıktığına dikkat çeken Coşkun, “Zihinlerinde hak ve özgürlüğün kimler için geçerli olduğu gerçeğini göstermişlerdir. Aynı sendika başörtüsüne karşı öğretmenlerine eşofmanla derse girme çağrısı yapmış, başörtüsü düşmanlığını tescillemiştir. Keşke öğretmenlere kılık kıyafet serbestliği için eylem yapılsaydı da herkes alkışlasaydı. Kendilerini milliyetçi dindar taban üzerinden tanımlayan diğer sendikanın ise, ‘İmam hatipler için düzenleme güzel, diğer liseler için gerek yok’ mealindeki yaklaşımı ise bu sendika için dini değerlerin ne kadar önemli olduğunun göstergesidir. Baş açıklığı bir hak, başörtüsünü bir dayatma olarak gören zihniyetlerin çıkaracağı sesten dolayı bu düzenleme kadük kaldıysa eğer, bu ses şu anda da çıkıyor. Çünkü ses çıkaranların derdi, dindarların 28 Şubat benzeri günlerde olduğu gibi okullardan sürülmeleridir. Hedef özgürlük değil, dindarların tutsaklığıdır” dedi.
“Çocukları başörtülü olan milyonların tek tesellisi, yürürlükte olan mevzuatın darbe döneminde yazılmış olduğu ve yakın bir zamanda mutlaka değişeceğiydi. Bu yönetmelik sayesinde ne yazık ki, bu yasak tescillenmiş, milyonların umudu ise suya düşmüştür” diyerek sözlerini sürdüren Coşkun, “Yine binlerce kamu çalışanının umudu olan kamuda kıyafet serbestisi konusu ise yönetmelik değişikliğiyle yerini endişeye bıraktı. Kamu çalışanı memurlar için de, her şey serbest başörtüsü hariç gibi bir yaklaşım olacaksa ne olur dokunmayın” ifadelerini kullandı.
Yönetmelik üzerinde kara bir leke gibi görünen başörtüsü yasağını kabul etmelerinin mümkün olmadığını kaydeden Coşkun, “Türkiye’nin karanlıkla mücadelesinde üzerlerine düşen sorumluluktan hiçbir zaman kaçmayan Eğitim-Bir-Sen üyeleri, başörtüsü hak ettiği değeri kazanıncaya kadar da mücadeleye devam edecektir” diye konuştu.