Şubemiz, Gazeteci-Yazar Abdurrahman Dilipak’ın konuşmacı olduğu “28 Şubat’tan Günümüze Kamusal Alan ve Özgürlüklerimiz” konulu konferans düzenledi.
Halk Eğitim Merkezi Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen konferansın açılış konuşmasını yapan Şube Başkanımız Zekeriya Yayla, son yıllarda darbe döneminin yaralarının sarılması adına önemli adımların atıldığını ifade ederek, “Toplumun genelinin o günlerden ders çıkararak hareket etme eğiliminde olmasına rağmen ‘marjinal’ kesimlerin o dönemlerin özlemi içerisinde hareket ettiklerini üzülerek müşahede etmekteyiz. İnsanların gereksiz yere uzun süreli tutukluluklarını eleştirirken ‘orduda darbe yapacak subay kalmadı’ diyerek mesaj veren bireylerin varlığını görmezden gelemeyiz” dedi.
Gazeteci-Yazar Abdurrahman Dilipak, 28 Şubat’ın en büyük sembolünün başörtüsü olduğunu belirterek, şunları söyledi:
“Bugünkü iktidarı oraya taşıyan süreç de o başörtüsü direnişinden geçer. Başörtüsü direnişi de, kamusal alanda var olma değil, okumak, okullara girmek için başlayan bir direniş süresiydi. Ve bu yeni başlayan bir süreç değil. 1960’lardan gelir. 28 Şubat’ın en açık, en yaygın görüntüsü eğitim kurumlarında yaşandı. Milli Güvenlik dersi hocaları, tüm öğretmen ve öğrencileri fişlediler. Öğrenciler üzerinden velileri de fişlediler. Buradaki TSE damgalı bir dinle kendi heveslerine uygun bir İslam icat etmeye çalıştılar. Ellerinden gelse bu anlayışı yeniden ihya etmeye çalışacaklar. İşte 28 Şubat’ta hepimizin beyni üzerinde bir operasyon gerçekleştirildi. Ama hiçbirimiz acı duymadık. Zihnimiz, kalbimiz değiştirilmeye çalışıldı. Kendi yaşadığımız ülkeyi bile İngiliz şablonu ile algılıyoruz. Demek her şeyi yeniden düşünmemiz gerekiyor. Bize öğretilen din de, bize öğretilen tarih de, bize öğretilen gelecek tasavvuru da ideolojik bir manipülasyondur. Ve bugüne kadar darbeler eliyle bu topluma dayatılan bir kimliktir.”
Kamusal alanın, ülkeyi içine alan koca bir yalan olduğunu kaydeden Dilipak, “28 Şubat’ın etkilerinin ortadan kaldırılması için tüm sorumluluğun hükümete bırakılması doğru değildir. Sivil toplumun üzerine düşen görevi yapması gerekir. ‘Özgürlük İçin 10 Milyon İmza’ kampanyasını düzenleyen Memur-Sen’i takdir ediyorum. Öğretmenlerimiz, demokratik kültürün gelişmesi için çocuklarımıza derslerin dışında bunun önemini anlatmalıdır. Yalnız kendi fikirlerimize değil, tüm fikirlere saygılı olmalıyız” ifadelerini kullandı.