Şubemiz, Adıyaman Üniversitesi Kamu Yönetimi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Fikret Mazı’nın konuşmacı olduğu “Başkanlık Sistemi” konulu bir konferans düzenledi.
Açılışta bir konuşma yapan Şube Başkanımız Gaffari İzci, başkanlık sisteminin Türkiye’de tartışıldığını, Eğitim-Bir-Sen olarak sistemin artılarını ve eksilerini merak ettiklerini, bunun için de konunun uzmanlarından Doç. Dr. Fikret Mazı’yı bu konuda bilgi vermek üzere davet ettiklerini söyledi.
Doç. Dr. Fikret Mazı, Türkiye’de belli periyotlarla gündeme gelen başkanlık sisteminin, yeni anayasa çalışmaları nedeniyle yine tartışma konusu yapıldığını belirterek, “Son 40 yıldır ülke olarak maruz kaldığımız siyasi istikrarsızlık ve yasama ile yürütme organları arasındaki dengenin bir türlü sağlanamayışı, her on yılda bir karşılaştığımız askeri müdahaleler, siyasi bunalımları takip eden ekonomik krizler, ideolojik yaklaşımlar sonucu yaşanan siyasi kutuplaşmalar, kısır çekişmeler sonucu sadece zaman ve kaynak kaybına neden olan koalisyonlar vs. şeklinde sıralayacağımız sorunların temeli, güçlü ve istikrarlı bir hükümet olmayışına bağlanmaktadır. Benzer sorunların yaşandığı ülkelerde de çözüm adına başkanlık sistemi alternatifi tartışma konusu yapılmaktadır. Şu an dünyada 38 ülkede uygulanmakta olan başkanlık sisteminin, çok partili ve ideolojik yaklaşımlar nedeniyle yönetilememe durumuna düşmüş ülkelerde yeniden değerlendirilmesi, bu sayının daha da artacağı beklentisini oluşturmaktadır. Nitekim Fransa, ülkenin yönetilemez hale gelmiş olması ve Cezayir sorununa çözüm bulunamaması nedeniyle 1965 yılında yarı-başkanlık sistemine geçmek zorunda kalmıştır” dedi.
Halihazırda Türkiye’de klasik parlamenter sistemin uygulanmadığını ifade eden Mazı, şöyle devam etti: “Zaten Osmanlı’nın son dönemlerinde benimsenen sistemin o yıllardaki dış ilişkilerimizin niteliği ve konjonktürün zorlaması nedeniyle kabul edildiği, dolayısıyla ülke gerçekleriyle örtüşmediği de ayrı bir tartışma konusudur. Atatürk, İnönü, Menderes ve Bayar dönemlerinin de gerçekte parlamenter sistemden çok, bir fiili başkanlık uygulaması olduğu yorumları yapılmaktadır. Ayrıca, 2007 yılında yapılan referandum sonucu kabul edilen cumhurbaşkanının halk tarafında seçilmesi durumu da hukuksal anlamda yarı başkanlık sistemine geçtiğimizi göstermektedir. Daha öncesinde 1982 Anayasası’nda yürütmenin sorumsuz kanadı olan cumhurbaşkanına verilen yetkilerin oldukça fazla olması parlamenter sistemle bağdaşmamaktadır. Kaldı ki, cumhurbaşkanının yetkilerinin sayıldığı 104. madde, Anayasa’nın en uzun maddesini oluşturmaktadır. Buradan da görüleceği gibi, fiili olarak parlamenter sistemin uygulanmadığı anlaşılmaktadır. En az yüzde 51 oy alarak seçilecek olan cumhurbaşkanı ile yine seçimle gelecek olan başbakan arasında çatışma çıkması muhtemeldir. Yakın zamanda karşılaşacağımız cumhurbaşkanı ile başbakan arasındaki bu yönetim krizinin çözümü adına da yeni anayasa çalışmaları içerisine başkanlık sisteminin konulmasının normal karşılanması gerekmektedir.”
Her ülkenin özel durumuna, tarihsel gelişimine ve dokusuna göre uyarlama olanağı bulunan başkanlık sisteminin güçlü ve istikrarlı hükümetleri iktidara getiren bir sistem olduğunda kuşku bulunmadığını kaydeden Mazı, sistemin temel mantığının, yasama ve yürütmenin sert bir şekilde ayrışması ve birbirlerine karışamıyor olması olduğunu, güvenoyuyla düşürülme tehlikesine maruz kalmayan yürütme organıyla, fesih tehlikesi yaşamayan yasama organının güçler ayrılığının teminatını oluşturduğunu söyledi. Halkın doğrudan doğruya başkanı seçmesi nedeniyle, parlamenter sisteme göre daha demokratik bulunan başkanlık sisteminin, hesap sorulabilirlik açısından ve önceden bilinebilirlik açısından da daha avantajlı bir sistem olarak değerlendirildiğini anlatan Doç. Dr. Fikret Mazı, dar bölge seçim sisteminin uygulandığı başkanlık sisteminde parti disiplininden uzak daha bağımsız, halkın teveccühüne mazhar, sorunlara vakıf milletvekillerin seçilmesine olanak sağladığını, dolayısıyla yürütme organına karşı denge ve güvence oluşturan bir yasama organının ortaya çıktığını kaydetti. Seçim sisteminin yeniden elden geçirilmesini gerektiren başkanlık sisteminde uygulanacak olan dar bölgeli seçim sisteminin temsil yeteneğinin çok daha yüksek milletvekili seçimine yol açtığını dile getiren Mazı, “Böylece daha az disiplinli ve esnek bir parti sistemini de beraberinde getirmesi, partilerimizin ideolojik yapılarını da kıran bir özellik taşımaktadır. Dolayısıyla hem seçim sistemi hem de parti yapısında ortaya çıkacak olan değişimlerin de sistemin sağlıklı işlemesine imkân verdiğini gözden uzak tutmamak gerekmektedir” diye konuştu.
Mazı, konferansın sonunda, katılımcılardan gelen soruları cevapladı.