İstanbul şubelerimiz, Memur-Sen’in başlattığı “kamuda serbest kıyafet” eylem kararının ilk haftasını değerlendirmek üzere Beyoğlu Öğretmenevi’nde bir basın toplantısı düzenledi. Programın açılış konuşmasını 1 No’lu Şube Başkanımız Emrullah Aydın yaptı.
Serbest kıyafet eyleminin kurumlardaki uygulama örneklerinden oluşan fotoğraf ve video görüntülerinin paylaşımından sonra 6 No’lu Şube Başkanımız İdris Şekerci, ortak basın açıklamasını okudu. Açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“Eğitim-Bir-Sen olarak kamu görevlilerinin kendi iradeleriyle ve hizmet ettikleri milletin değer yargıları ve ilkelerini yansıtacak, kamuoyunda genel kabul görmüş kılık-kıyafet tercihleri arasında kendi özgür iradeleriyle seçim yapabilmelerini mümkün kılacak bir özgürlük alanına sahip olmaları, en azından hizmet ettikleri insanlar kadar kendi tercihlerini yansıtabilmeleri için gayri insani ve gayri hukuki yasakların son bulması amacıyla bu konuyu kamuoyunun, yasama, yürütme ve yargı organlarının önüne taşıyacak eylem, başvuru, itiraz ve dava süreçlerini başlatmıştık. Bu kapsamda yakın dönemde 30.11.2012 tarihinde TBMM önünde gerçekleştirilen başörtüsüne özgürlük eylemi, 02.01.2013 tarihinde yeni yılın ilk iş günü kamu hizmetinin serbest kıyafetle sunulması eylemi gerçekleştirilmiş ve konu kamuoyunun bilgisine, toplumun vicdanına, yasama ve yürütme erkinin gündemine yeniden taşınmıştır. Bu eylemlere yönelik yoğun kamuoyu ilgisi ve katılım da dikkate alınarak kamu görevlilerine yönelik kılık-kıyafet dayatmalarının sona erdirilmesi, bu hususta toplumsal destek sağlanması, oluşturulacak ortak bilinç ve iradeyle idari ve siyasi merciler nezdinde konunun hukuki yollardan çözümü için kamuoyu baskısının sağlanması amacıyla bağlı bulunduğumuz Memur-Sen Konfederasyonu ve diğer bağlı sendikalarla birlikte düzenlenen ‘Özgürlük İçin 10 Milyon İmza’ başlıklı kampanya neticesinde, 14.01.2013-14.02.2013 tarihleri arası toplanan 12 milyon 300 bin imza ile sendikamızın ve kamu görevlilerinin özgürlük talebine milletimizin desteği somutlaşmış, ortak iradesi adeta cisimleşmiştir. Mevcut kamu çalışanları kılık ve kıyafet yönetmeliği bir darbe ürünü olup kanun, Anayasa ve uluslararası sözleşmelere aykırıdır. Gerek 657 sayılı Kanun’da gerekse diğer kanunlarda, kamu görevlilerinin kılık-kıyafetlerine yönelik hiçbir düzenleme mevcut değildir. Anayasa’nın 13. maddesindeki ‘temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir’ hükmüne rağmen söz konusu yönetmelik kaynağını hiçbir kanundan almaksızın hüküm ifade etmeye devam etmektedir. Yine 27 Kasım 2012 tarihinde yürürlüğe giren MEB Öğrencilerin Kılık Kıyafetine Dair Yönetmelik’te, ‘16/7/1982 tarihli ve 8/5105 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Kamu Kurum ve Kuruluşlarında Çalışan Personelin Kılık ve Kıyafetine Dair Yönetmeliğin 14 üncü maddesinde yer alan "ile 22/7/1981 tarihli ve 8/3349 sayılı Bakanlar Kurulu Kararına bağlı "Milli Eğitim Bakanlığı ile Bakanlıklara Bağlı Okullardaki Görevlilerle Öğrencilerin Kılık Kıyafetlerine İlişkin Yönetmelik" hükümleri" ibaresi yürürlükten kaldırılmıştır’ denilerek Kamu Çalışanları Kıyafet Yönetmeliğine yapılan atıf kaldırılmıştır. Yani öğretmenlerin kıyafetleri ile ilgili yürürlükte bir yönetmelik olmayıp, boşluk bulunmaktadır. Doğru olan da bu anlamda bir sınırlama getirilmemesidir. Okullarımızda yaptığımız gözlem ve çalışmalarda eylemimizin büyük bir coşkuyla karşılandığı ve tüm çalışanlar tarafından takdir topladığını görmekteyiz. İlk gün yaşanan küçük-lokal birtakım sorunlar dışında bir olay yaşanmamıştır. Öğretmenlerimiz, serbest kıyafetle kendilerini daha özgür hissettiklerini, içten ve samimi görünüşlerle aralarındaki duvarların kalktığını ifade etmektedirler. Eylemlilik kararımıza dört eğitim sendikasının da katılmış olması verilen mücadelenin haklılığını perçinlemiş olup huzurunuzda bu sendikalara da teşekkür ediyoruz.
18 Mart Çanakkale ruhu ile başlatılan bu eylemimiz sürekli olup, Kılık Kıyafet Yönetmeliği kaldırılana kadar devam edecektir. Bu vesile ile tüm yönetici arkadaşlarımızı kıyafet konusunda işlem yapmadan önce Anayasa’nın 10. maddesindeki eşitlik, 13. maddesindeki temel hak ve özgürlükler ile TCK’nın 118. maddesi ve Danıştay 8. Dairesi’nin 1999/1937 sayılı kararlarını dikkate almaya davet ediyoruz. Artık dış görünüşün değil, yapılan-üretilen işin değer bulduğu bir Türkiye istiyoruz.”