Şube Başkanımız Mehmet Emin Sofuoğlu, Eğitim-İş Şube Başkanı’nın okulda görevini yerine getirdiği için, Eğitim-Bir-Sen üyesi bir öğretmenin saldırısına uğradığı iddialarına sert tepki gösterdi.
Milletin değerlerine karşı durarak, milleti sopalamaya alışmış bu zihniyetin, diğer öğretmen arkadaşlarını hiçe sayarak, ucuz uygulamalarla öğretmenler nezdinde itibar kazanmaya çalışmasının kamu çalışanları nezdinde arzuladıkları neticeyi vermediğini ifade eden Sofuoğlu, “Şark kurnazlığının ince ince işlenerek, sivil itaatsizlik eylemimize gölge düşürme senaryolarının bugünlerde medyada yer almasını seyrettikçe, yakın tarih gözümüzün önünden film şeridi gibi geçiverdi. Milletin gözünde kaybettikçe, kamu çalışanları nezdinde küçüldükçe daha da marjinalleşen, marjinalleştikçe demokrasi ve özgürlüklerle mesafesi biraz daha açılan özgürlük firarilerinin; milletin değerlerini küçümseyen, millete haddini bildirmeye çalışan toplum mühendisleriyle kol kola girdiklerini ve sivil görünümlü tetikçi yüzlerini, bu olayla millet daha yakından görme fırsatı bulmuştur” dedi.
Darbe bakiyesi yönetmeliği koruma ve kollama görevini, 28 Şubat’ın ‘Batı Çalışma Grubu’na özenen Eğitim-İş başkanının üstlenmesinin kendilerini şaşırtmadığını kaydeden Sofuoğlu, şöyle devam etti: “Özgürlük için toplanan 12 milyon 300 bin imzayı görmezden gelen, 18 Mart itibarıyla başlattığımız sivil itaatsizlik eylemimizin ise sadece üyelerimiz ve destek veren sendikaların üyelerince değil, kendi tabanlarınca da uygulanması karşısında küplere binen Eğitim-İş; kuru gürültüleri ile yetinmeyerek bir de tehditkâr üslupla eğitim camiasına had bildirmeye çalışmaktadır. Şapka Kanunu yürürlükte olduğu halde şapka takmayıp suç işleyen zevat, anayasal meşruiyeti olmayan yönetmeliğe tutunmaya yeltenmesin. Kamu çalışanları bu dayatmalardan bıkmıştır. Sadece kamu çalışanları değil, millet de illallah etmiştir.”
“Vizyonumuz net, hedefimiz ise açıktır” diyen Sofuoğlu, sözlerini şöyle tamamladı: “Bunun en belirgin göstergesi, bugüne kadar hak ve özgürlük yolunda sürdürdüğümüz kararlı tutumumuz ve vesayeti deşifre için yaptığımız çalışmalardır. Gerçekleştirdiğimiz ‘Kılık-Kıyafet Özgürlüğü İçin 10 Milyon İmza’ kampanyası da, kamuda 30 yıldır devam eden vesayeti ortadan kaldırmaya yönelik somut bir adımdır. Türkiye’nin, geçmişin tortularından arınması, özgürlüklerin önündeki prangaları kaldırması ve nefes alması için eylemimiz kararlılıkla devam edecektir.”